Resmin Büyüsü
Ressam resim çizdi bir gün. Bitirdikten sonra arkasına yaslandı ve beğeniyle gülümsedi. Çok güzel olmuştu resmi. Gürül gürül akan dere, ulu dağlar, meyve vermiş ağaçlar, cıvıldayan kuşlar… Hepsi de gerçek gibi olmuştu. Emeğine değmişti doğrusu. Kendini zorlasa suların sesini duyacaktı neredeyse…
Her şey çok güzeldi ama eksik olan bir şeyler vardı sanki. Ressam kalemini dalgınca resmin üzerinde gezdirip düşünmeye başladı. Acaba neydi resminin kusuru? Yoksa resminde sorun yoktu da zadece ona mı öyle geliyordu? O böyle düşünürken birdenbire derinlerden ince bir ses geldi. Etrafına baktı, kimseyi göremeyince fazla umursamadı, kafasını resme doğru çevirdi ve resme bakınca şok oldu. Elma ağacı dallarını kendisine doğru sallıyor ve “Hey buradayım” diye bağırdı “Resmin kusurunu biliyorum”
Ressam hayal gördüğünü sandı ama ağaç hâlâ sallıyordu dallarını. Güçlükle “Resmin kusuru neymiş?” diye sorabildi. “Renkler” dedi elma ağacı ”Bizleri boyamayı unuttun”
“Ah tabi ya resmi boyamayı unuttum” dedi ve boya fırçasını alıp mavi boyaya batırdı. En iyisi gökyüzünden başlamaktı. Fırçayı kâğıda değdirir değdirmez dile geldi gökyüzü, “Çek o fırçayı” dedi “Ne zaman gökyüzünün lacivert olduğunu gördün sen?”
“Ama hep mavi olur” dedi ressam. Şaşkınlığını üzerinden atamamıştı. Resmi konuşmaya devam ediyordu! “Evet, hep mavi olur ama açık mavi. Şimdi o laciverdi biraz beyazla karıştır ve yeniden boyamayı dene” diye cevap verdi gökyüzü.
Ressam laciverdi beyazla karıştırıp boyadı ve gerçekten de daha güzel olduğunu gördü. Gökyüzünden “İşte şimdi oldu” diye bir ses geldi. Ressam hevesle fırçasını temizledi ve elma ağacını boyamaya başladı. Dalları, yaprakları ve gövdeyi boyarken ağaçtan sadece birkaç homurtu çıktı ama sıra elmaları boyamaya gelince “Hey dur çabuk” dedi elma ağacı “Elmalarım düz değil, yuvarlak. Biraz gölgelendir”
Böylece Ressam kuşların, derenin, dağların, ağaçların yardımıyla resmini bitirdi. Resmi mükemmel olmuştu. Bu defa derenin sesini duyabiliyor, çiçeklerin mis gibi kokusunu alabiliyordu. “Hepinize teşekkür ederim” dedi ve resimden “Önemli değil” diye cevap geldi “Sen olmasan biz de olmazdık unutma”
Ressam memnuniyetle gülümsedi. Resim yapmak yormuştu onu. Gözlerini kapattı, arkasına yaslandı ve çiçeklerin kokuları eşliğinde uykunun sonsuz âlemine doğru yavaş yavaş ilerledi. Rüyasında dereler, ağaçlar, çiçekler, masmavi gökyüzü, yumuşacık çimenler, cıvıldaşan kuşlar görüyordu…
